AİHM Bireysel Başvuru Kabul Edilebilirlik Kriterleri

Başvuruların yaklaşık %90’ından fazlasının kabul edilemez bulunması “bireysel başvuru” nun nitelikli başvuru hali ve ayrı bir usul hukuku olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Bu statistik ve tecrübemize dayanarak bireysel başvurucuların çoğu ile onları temsil eden önemli sayıda avukatların kabuledilebilirlik kriterleri hakkında daha iyi bilgi sahibi olmaları gerektiği ortaya çıkmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi tarafından kurulan temel hak ve özgürlükleri koruma sistemi, ikincillik ilkesine dayanır. Bu sistemin uygulanmasını sağlamak, öncelikle Sözleşme’ye Taraf Devletlerin görevidir; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sadece Devletlerin yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde müdahalede bulunmalıdır. Strazburg denetimini harekete geçiren şey esas itibarıyla, Sözleşme’ye Taraf Devletin yargı yetkisi alanında bulunan bir bireyin veya tüzel kişinin Mahkeme’ye yaptığı bir bireysel başvurudur. Dolayısıyla potansiyel başvuran havuzu çok geniştir; büyük Avrupa’da yerleşik sekiz yüz milyon kişi ve burada yaşayan veya geçiş halinde bulunan üçüncü ülke vatandaşlarının yanı sıra, milyonlarca dernek, vakıf, siyasi parti ve şirketler gibi kuruluşlar bulunur. Ayrıca Sözleşme’ye Taraf Devletlerin kendi ülke sınırları dışında işlediği eylemler sonucu bu Devletlerin yargı yetkisi alanına giren kişiler de bulunmaktadır.

1.  MAHKEMEYE KİMLER BAŞVURABİLİR? (KİŞİ YÖNÜNDEN YETKİ)

Sözleşme m. 34; Bu Sözleşme veya protokollerinde tanınan haklarının Yüksek Sözleşmeci Taraflar’dan biri tarafından ihlal edilmesinden dolayı mağdur olduğunu öne süren her gerçek kişi, hükümet dışı kuruluş veya kişi grupları Mahkeme’ye başvurabilir.
Gerçek Kişiler; Sözleşme’nin 1. maddesine göre herkes milliyeti, ikâmetgah  yeri, medeni statüsü veya hukuki ehliyeti ne olursa olsun Sözleşme’ye Taraf bir Devletin yargı yetkisi alanında meydana geldiğini iddia ettiği bir ihlal nedeniyle söz konusu Devlete karşı Sözleşme’nin korumasından yararlanmak isteyebilir.
Tüzel kişiler; Sözleşme’nin 34. maddesinin anlamı dahilindeki “Hükümet dışı kuruluşlar” teriminin aksine, “Hükümet kuruluşları”, sadece Devletin merkezi organlarına değil, aynı zamanda merkezi organlara kıyasla özerkliklerine bakılmaksızın “kamusal işlevler” yerine getiren adem-î merkezi makamlar için de geçerlidir; söz konusu terim benzer şekilde, hiçbiri 34. madde temelinde başvuruda bulunma hakkına sahip olmayan yerel ve bölgesel makamlar.
Tüm Birey Toplulukları; Bir bireyler topluluğu tarafından başvuru yapılabilir. Ancak bölgesel makamlar veya diğer Hükümet organları, bağlı oldukları ve adına kamu otoritesini kullandıkları Devlet tarafından cezalandırılabilir eylemlerle ilgili olarak, kendilerini oluşturan veya temsil eden bireyler vasıtasıyla başvuruda bulunamazlar.
MAĞDUR; ”Mağdur” kelimesi Sözleşme’nin 34. maddesi bağlamında, iddia edilen ihlalden doğrudan veya dolaylı olarak etkilenen kişileri ifade etmektedir. Bu nedenle 34. madde sadece iddia edilen ihlalin doğrudan mağdurlarını değil, ayrıca ihlalin zarar verdiği veya ihlalin sonlandırılmasını istemek için geçerli ve kişisel bir menfaati olan dolaylı mağdurları da ilgilendirmektedir.
Doğrudan mağdur;  Bir başvuranın Sözleşme’nin 34. maddesi uyarınca başvuruda bulunabilmesi için şikâyet konusu tedbirden “doğrudan etkilendiğini” ortaya koyabilmesi gerekmektedir.
Dolaylı mağdur;  Bir ihlalin mağduru olduğu iddia edilen bir kişinin başvurunun yapılmasından önce ölmüş olması halinde, gerekli hukuki menfaati bulunan kişinin, ölen kişinin en yakın akrabası olarak ölüm veya kayıp edilmeye ilişkin şikâyetlerini ileri sürdüğü bir başvuruda bulunma hakkı vardır.
‘Potansiyel’ mağdur da olabilirsiniz. Yabancı uyruklu iseniz ve aleyhinize resmi bir sınırdışı etme kararı bulunması ancak henüz gerçekleştirilmemiş olması halinde, ve gerçekleştirilmesi sizin için gönderildiğiniz ülkede insanlıkdışı veya aşağılayıcı muamele veya işkence görme riski teşkil ediyorsa.
Mağdurluk statüsünün kaybı; İddia edilen tüm Sözleşme ihlallerini telafi etmek öncelikli olarak ulusal makamların görevidir. Dolayısıyla, başvuranın iddia edilen ihlalin mağduru olduğunu ileri sürüp süremeyeceği meselesi, Mahkeme önündeki yargılamaların tüm aşamalarında önemli olmaktadır.
Mağdurun ölümü;  Ölmeden önce asıl başvuran tarafından yapılan bir başvuru ilke olarak, yargılamaları takip etmeyi istediklerini ifade eden mirasçıları veya aile fertleri tarafından, davada yeterli menfaatleri olması koşuluyla, devam edilebilir.
1- Kural olarak mağdur statüsüne sahip (doğrudan, güncel ve kişisel bir hak ihlali doğan) her gerçek kişi bireysel başvuruda bulunabilmektedir.

2- Güncellik ile kastedilen başvuru konusu işlem, eylem ya da ihmalin başvurucuya ne zaman uygulandığı ya da uygulanacağıdır. Buna uygun olarak, başvurucunun başvuru yaptığı tarihte mağdur statüsünün geçerli olması, mağduriyetinin devam ediyor olması gerekmektedir.
3- Kişisellik ile kastedilen; başvuru konusu eylem, işlem ya da ihmalin başvurucunun bizzat kendisini etkilemesidir.
4- Doğrudanlık ile kastedilen ise başvuruya konu edilen eylem, işlem ya da ihmalin temel hak ihlalini gerçekleştirmesidir.
5- Özel hukuk tüzel kişileri sadece tüzel kişiliğine ait haklar hakkında bireysel başvuruda bulunabilir. Bu haklar mülkiyet hakkı, örgütlenme özgürlüğü, adil yargılanma hakkı gibi tüzel kişilik ile ilgili haklardır. Özel hukuk tüzel kişileri üyeleri adına başvuru yapamazlar. Örneğin dernek ve vakıflar kendi faaliyet alanlarına ilişkin dahi olsa üyeleri adına başvuru yapamaz. Bunun istisnasını sendikalar oluşturur. Sendikalar üyeleri adına başvuru yapabilir.

2.   MAHKEMEYE HANGİ HAK İHLALİ İDDİALARI BAŞVURUYA KONU EDİLEBİLİR? (KONU YÖNÜNDEN YETKİ)

Madde 35/3 (a) — Kabul edilebilirlik koşulları “Aşağıdaki hallerde Mahkeme, 34. madde uyarınca sunulan bireysel başvuruları kabul edilemez bulur:
(a)         Başvurunun konu bakımından Sözleşme veya Protokollerinin hükümleriyle bağdaşmaması… “

 Madde 32 — Mahkeme’nin yargı yetkisi “1. Mahkeme’nin yargı yetkisi, 33, 34, 46 ve 47. maddelerde belirlenen koşullar uyarınca kendisine sunulan, bu Sözleşme’nin ve Protokollerinin yorumu ve uygulanmasına ilişkin tüm sorunları kapsar.
 
Bir başvurunun veya şikâyetin Sözleşme’yle konu bakımından bağdaşabilirliği, Mahkeme’nin esasa ilişkin yargı yetkisinden türemektedir. Bir şikâyetin Sözleşme’yle konu bakımından bağdaşabilir olması için, başvuran tarafından dayanılan hak, Sözleşme ve yürürlüğe girmiş olan Protokolleriyle korunuyor olmalıdır. Örneğin, sürücü belgesi alma hakkıyla, kendi kaderini tayin hakkıyla ve yabancı ülke vatandaşlarının Sözleşmeci bir Devlete girme ve oturma hakkıyla ilgili başvurular kabul edilebilir değildir; çünkü bu haklar, Sözleşme tarafından güvence altına alınan hak ve özgürlükler arasında yer alan haklar değildir. Mahkeme, diğer uluslararası belgeler tarafından korunan hakların ihlali iddialarını incelemekle yetkili olmamakla birlikte, Sözleşme metnindeki kavramların ve terimlerin anlamlarını tanımlarken, uluslararası hukukun Sözleşme dışındaki unsurlarını da dikkate alabilir ve almaktadır. Davalı devletin çekince koyduğu Sözleşme hükümlerinden biriyle ilgili başvurular, Sözleşme’yle konu bakımından bağdaşmaz bulunur.

-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi soyut norm ve somut norm denetimi yapmaz.

-Genel düzenleyici işlemlere karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine BİREYSEL başvuru yapılamaz.

-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi “Süper Temyiz Mercii” değildir.  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi temyiz mercii/istinaf mahkemeleri değildir.

-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi “İkincil Nitelikte” Mahkemelerdir. Bunun bir sonucu olarak şikayetlerin derece mahkemeleri önünde ileri sürülüp, tartışılması gerekmektedir.

-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvurularda ise Sözleşme’nin hangi maddesine dayanıldığının formda ilgili kısımda açıkça belirtilmesi ve nitelendirilmesi gerekmektedir.

-İhlal edildiği ileri sürülen haklar birden fazla olabilir. Buna ilişkin azami bir sayı belirtilmemekle birlikte en az bir hakkın ihlal edildiğinin ileri sürülmesi gerekmektedir.

-Etkili başvuru hakkı ve ayrımcılık yasağı tek başına başvuruya konu edilebilen haklar değildir, başka haklar ile birlikte ileri sürülmeleri gerekir.

3.   MAHKEMEYE NE ZAMAN BAŞVURULABİLİR? (SÜRE YÖNÜNDEN YETKİ)
 
Sözleşme m. 35;  Mahkeme’ye, uluslararası hukukun genel olarak kabul edilen ilkeleri prensiplerine göre, ancak iç hukuk yollarının tüketilmesinden sonra, ve nihai kararın verildiği tarihten itibaren altı aylık süre6 içerisinde başvurulabilir.
 
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi için nihai karar ile kastedilen Anayasa Mahkemesinin kararıdır. Başvuru süresi Anayasa Mahkemesi kararının tebliğinden itibaren altı (6)   aydır. Adli tatil, Türkiye’deki resmi tatiller ve başvurunun son gününün hafta sonuna gelmesi süreyi kesmez.

– Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru sadece posta yoluyla mümkündür. Faks ile sadece “tedbir talepleri”gönderilebilir. Posta/kargo aracılığıyla gerçekleştirilen başvurularda havalenin yani kargoya verilen tarih başvurunun yapıldığı tarih olarak kabul edilir. Başvuru için esas alınan tarih, başvurunun Mahkemeye ulaştığı değil, gönderildiği tarihtir.
 
15. Protokol yürürlüğe girdikten sonra 6 aylık süre 4 aya düşecektir.
 
Ayrıca ulusal kanunların kuralları ve prosedürlerine uymuş olmanız gerekmektedir. Eğer ulusal mahkemeler ulusal kanunlar gereğince belirlenen yasal süre içerisinde davanızı sunmadığınız için davanızı inceleyemedilerse, o zaman Strazburg Mahkemesi’ne sunduğunuz başvuru kabul edilemez bulunabilir.

 Son olarak, ulusal yargı organlarına başvurduğunuzda Mahkeme önünde şikayetçi olduğunuz Sözleşme ihlallerinin en azından içeriğini belirtmeniz gerekmektedir.
 
MAZARET HUKUKU; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesin başvurularda mazeret hukuku bulunmamaktadır. Çok istisnai hallerde uygulanan mazeret hukukunda asgari ve azami süreler öngörülmemiştir.
 
4.   OLAĞAN KANUN YOLLARININ TÜKETİLMESİ/İÇ HUKUK YOLUNUN TÜKETİLMESİ
 
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi için tüketilmesi zorunlu iç hukuk yolu Anayasa Mahkemesidir. İlk olarak AİHM Hasan Uzun/ Türkiye (B.No:10755/10) kararı ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun iç hukukun ayrılmaz bir parçası olduğu ve tüketilmesi gerekli kanun yolu olduğunun altını çizmiştir.
 
Mahkeme, iç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediğinin değerlendirmesinde öne sürülen ihlale karşı iç hukukta etkili bir başvuru yolu olup olmadığını da göz önünde bulundurmaktadır. İç hukukta etkili bir başvuru yolunun ilgili zaman diliminde teorik ve pratik olarak var olduğunun ispat yükü ise Devlet üzerinde bırakılmaktadır. Başvuru yolunun etkililiğinden ise, ulaşılabilir olması, başvurucunun şikayetlerine cevap verebiliyor olması ve makul bir ölçüde başarı öngörüsü sunabilmesinin anlaşılması gerektiği ifade edilmektedir.
 
Sanık tarafından HAGB uygulandığından bahisle başvuru yapılması halinde kural olarak hüküm açıklanmadığı ve sonuç doğurmadığından bahisle mağdur statüsünün yokluğundan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru mümkün değildir. Bunun istisnasını ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlüğü oluşturur. Anılan hak ihlallerinde HAGB istemine karşın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru mümkündür.

İfade özgürlüğü ile kişilik haklarının çatıştığı durumlarda başvurucunun ceza kovuşturması dışında özel hukuk yargılaması yani tazminat yolunu da tüketmiş olması gerekmektedir. Sadece ceza yargılamasına konu edilmesi durumunda iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemezlik kararı verilmektedir.

Tıbbi ihmal ve mobbing davalarında da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince ceza yargılaması dışında tazminat yolunun da tüketilmiş olması şartını aramaktadır. Aksi takdirde iç hukuk yollarının tüketilmediğinden bahisle kabul edilemezlik kararı verilmektedir.

5.   AÇIKÇA DAYANAKTAN YOKSUNLUK
 
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 35/3. Aşağıdaki hallerde Mahkeme 34. Madde uyarınca sunulan bireysel başvuruları kabul edilemez bulur:
a.       Başvurunun konu bakımından Sözleşme veya Protokollerinin hükümleriyle bağdaşmaması, dayanaktan açıkça yoksun veya bireysel başvuru
Bir başvuru bütün şekli kabul edilebilirlik koşullarını taşısa ve Sözleşme’yle bağdaşır olsa bile, Mahkeme yine de bu başvuruyu esasın incelenmesiyle ilgili nedenlerle kabul edilemez bulabilir. Diğerlerinden çok daha fazla kullanılan neden, başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedenidir. Sözleşme’nin 35 (3) (a) bendinde “açıkça” kelimesinin kullanılmış olmasının bir karışıklığa sebep olabileceği doğrudur. Bu kelime lafzi anlamıyla, bir başvurunun bu nedene dayanılarak ancak, başvurunun ortalama biri için inanması güç veya temelsiz olduğunun besbelli olması halinde kabul edilemez bulunacağı anlamına gelebilir.
Bugün Kabul Edilemezlik Kriterlerinin en büyük paydasını açıkça dayanaktan yoksunluk kriteri oluşturmaktadır.
Açıkça dayanaktan yoksun başvuru ile kast edilen:
1-      başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı (temellendirilmemiş şikayet),
2-      iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu (kanun   yolu şikayeti/temyiz mercii şikayeti),
         3-karmaşık ve zorlama şikayetlerden ibaret olan,
3-      temel hak ve özgürlüğe yapılan müdahalenin meşru olduğu (bir ihlalin olmadığının
açık olduğu şikayetler) şikayetlerdir.
Davanız, hukuki iddialarınızı ve söz konusu olayları kanıtlamak için yeterli derecede delil sunmadıysanız açıkça temelsizliği nedeniyle kabuledilemez bulunabilir. Örneğin, Sözleşme tarafından güvence altına alınan haklardan birinin ihlaline ilişkin bir belirti sunmuyorsanız.
Başvurunuz, şikayet ettiğiniz olaylar Mahkeme tarafından anlaşılmasını objektif olarak imkansız kılacak kadar çok karmaşık ise kabul edilemez bulunabilir. Aynı şey, objektif olarak imkânsız, yani açıkça uydurulmuş veya açıkça sağduyuya aykırı olaylarla ilgili şikayetler için de geçerlidir.

6.   ÖNEMLİ BİR ZARARIN BULUNMAMASI (SÖZLEŞME’NİN 35. MADDESİNİN 3. FIKRASI (B) BENDİ)
 
Madde 35 § 3 (b) — Kabul edilebilirlik koşulları “3. Aşağıdaki hallerde Mahkeme, 34. madde uyarınca sunulan bireysel başvuruları kabul edilemez bulur: …
 
 (b) Sözleşme ve Protokolleri ile güvence altına alınan insan haklarına saygı ilkesinin başvurunun esastan incelenmesini gerektirmediği sürece, başvuranın önemli bir zarar görmemiş olması; Ancak ulusal bir mahkeme tarafından gereği gibi incelenmemiş hiçbir dava bu gerekçe ile reddedilemez.”
 
1 Haziran 2010 tarihinde yürürlüğe giren 14 Nolu Protokolün 20. maddesiyle Sözleşmenin 35. maddesine “önemsiz zarar” bir kabul edilemezlik kriteri olarak eklenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önemsiz zarar kriterinde ana unsur olarak başvurucunun önemli bir zarara uğrayıp uğramadığını kabul etmiştir. Mahkeme, bir başvurunun incelemeyi gerektirecek asgari bir ağırlık düzeye ulaşmış olmasını beklemektedir. Bunu da hem başvurucu açısından hem de tarafsız bir gözlemle objektif kriterlere dayanarak belirlenmektedir. Mali etki ile maddi nitelikte olmayan önemli zarara uğrama ve uğramama olarak ele almaktadır. Bu şartların gerçekleşip gerçekleşmediğine her bir somut olay özelinde karar vermektedir. Mahkeme insan haklarına saygının davanın esastan incelenmesini gerektirip gerektirmediği ve davanın bir ulusal yargı makamı tarafından usulüne uygun görülüp görülmediği şeklinde iki koruyucu hüküm ile temel çerçeveyi çizmiştir.

(Ancak 15 nolu Protokolde Sözleşmenin 35. Maddesinin 3. Paragrafının b bendinde düzenlenen, başvuruların önemli bir zarar görmemesi halinde başvurunun kabul edilemez olarak karar verilebilmesi için gereken şartlardan “ulusal bir mahkeme tarafından gereği gibi incelenmemiş hiçbir dava bu gerekçe ile reddedilemez” şartının kaldırılması öngörülmüştür. Protokol henüz yürürlüğe girmediği için bu düzenleme şu an için uygulamaya geçmemiştir.)
 
 7.   BAŞVURU HAKKININ KÖTÜYE KULLANILMASI (Sözleşme’nin 35. Maddesinin 3. fıkrası)
 
Başvurunuz bireysel başvuru hakkının kötüye kullanılması niteliğinde olması nedeniyle kabuledilemez bulunabilir. Örneğin bu durum başvurunun sahte kimlikle yapılarak veya Mahkeme’ye gönderilen belgelerde sahtecilik yapılarak Mahkeme’yi yanıltmak olabilir ; veya Mahkeme’nin önündeki yargılama sırasında meydana gelen veya Mahkeme önünde davanın görülmesi açısından esaslı bir unsur teşkil eden yeni ve önemli gelişmeler hakkında haberdar etmemek veya lehinize verilen bir karar gibi yeni gelişmeleri açıklamamak olabilir.
 
 Başvurunuz hakaret edici bir dil kullanması halinde, veya dostane çözüm görüşmelerini gizli tutma ödevinin ihlal edilmesi halinde kabul edilemez bulunabilir.
 
8.   MÜKERRER BAŞVURU VEYA DAHA ÖNCE BAŞKA BİR ULUSLARARASI ORGANA SUNULMUŞ OLAN BAŞVURU (Sözleşme’nin 35. Maddesinin 2. fıkrası)
 
 Daha önce tarafınızdan sunulmuş ve Strazburg Mahkemesi tarafından incelenmiş olan, şikayetleri ve maddi olayları esasen aynı olan başvurularınız da kabul edilemez bulunabilir. Aynı şekilde daha önce Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi gibi başka bir uluslararası organa sunmuş olduğunuz ve aynı içeriğe sahip olan başvurular da kabul edilemez bulunabilir.
 
ÖNEMLİ BİLGİLER ;
 
1-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine herkes avukat tarafından temsil edilmeksizin doğrudan başvurabilir. Ancak; Mahkeme, hükümete yazılı görüşlerini bildirmesi için tebliğ kararı verildikten sonraki aşamada avukat ile temsil zorunludur. Bu aşamada ya da başvurucunun başvuru yapıldıktan sonra avukatla temsil edilmeyi tercih etmesi üzerine Mahkemenin resmi internet sayfasında bulunan yetki belgesinin taraflarca imzalanıp, Mahkemeye sunulması gerekmektedir.
 
2-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvurularda yetki belgesi formda düzenlenmiştir. Ayrıca sunulan yetki belgeleri ve vekaletname dikkate alınmamaktadır.
 
3-Mahkeme, ancak, başvuru yapıldıktan sonra avukatın değiştirilmesi veya yeni bir avukatın yetkilendirilmesi halinde ayrı bir yetki belgesi kabul edebilir. Böyle bir durumda Mahkemenin internet sayfasındaki mevcut “yetki belgesi”nin kullanılması gerekmektedir.
 
4-Başvurucunun avukat ile temsil edildiği durumlarda, Mahkeme tek bir temsilci ile yazışma yapacaktır. Bu nedenle, birden fazla avukat tarafından temsil edilen başvurucu, yazışmaların hangi avukat ile yürütüleceğini bildirmelidir. TUR-2016/1Formda 72. Nolu, TUR2018/1 Formda 74. Nolu Mahkemenin yazışmalarda muhatap olacak kişi hakkında bilgi kısmında avukatın iletişim bilgilerinin bildirilmesi gerekmektedir.
 
5-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtüzüğü m. 47/3.1 uyarınca başvuru formu başvurucu veya başvurucunun temsilcisi tarafından imzalanmalı şeklinde ifade edilmiştir. Ancak başvuru formunda C.3. Yetki Belgesi başlıklı kısımda “Başvurucu, kendi adına hareket etme yetkisini verdiği temsilcisine bu yetkiyi verdiğini, aşağıdaki ilk kutuyu imzalayarak onaylamalı; belirlenen temsilci ise bunu kabul ettiğini aşağıdaki ikinci kutuyu imzalayarak belirlemelidir.” şeklinde ifade edilmek suretiyle formun gerek başvurucu gerekse temsilcisi avukat/avukat olmayan temsilci tarafından imzalanması gerektiği  düzenlenmiştir.
 
6-Mahkeme önünde başvurunuzun kabuledilebilir bulunabilmesi için öncelikle başvuru formunda istenen tüm bilgileri sunmanız gerekmektedir. Örneğin, davanızın özetini ; Sözleşme ihlallerine dair açıklama ; ve başvuru formunun sonunda ıslak imzanın bulunması gerekmektedir. Ayrıca başvuru formu ekinde iç hukuk yollarına ait karar örnekleri gibi ilgili belge örnekleri de yer almalıdır.
 
7-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurularda, gerçek kişinin bilgilerinin yer aldığı kısım doldurulmalı ve başvurucu gerçek kişinin nüfus cüzdanı örneği/geçerli kimlik belgesi başvuru formu ekine eklenmelidir.
 
8-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuruda tüzel kişilik yetkilisinin, bir avukata kuruluş adına yetki vermesi durumunda formun 4. Sayfasında bulunan D.1 Kuruluş Yetkilisi ve D.2 Avukat bölümleri doldurulmalı ve D.3 Yetki Belgesi bölümünde 53. Nolu Kutuda Kuruluş Yetkilisinin İmzası ile 55. Nolu Kutu Avukatın İmzası bölümleri her iki taraf tarafından ıslak imza ile imzalanmalıdır. Başvuruyu yapan kişinin başvuruyu temsile yetkili olduğunu gösteren belge (imza sirküleri, seçim mazbatası, ticaret sicil kaydı örnekleri vb.) sunulmalıdır.
 
ÖNEMLİ BİLGİ; FORM KUTUCUKLARINA ATILACAK İMZALARIN KUTUCUK DIŞINA TAŞMAMASI GEREKİR. BAŞVURUNUZ REDDEDİLİR.
 
9-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru ücretsizdir.
 
10-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi başvuru formunda  adli yardım talebi ayrıca düzenlenmemiş ancak formun 13. sayfasında “Ek bilgi ve açıklamalar” kısmında adli yardım talebi ve buna ilişkin gerekçeler bildirilebilmektedir.
 
11-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde aleyhine şikayet edilen devlet vardır. Bu devlet Sözleşmeye üye 47 devletten biri ya da bir kaçıdır. Türkiye’den giden başvurular için aleyhine şikayet edilen devlet Avrupa Konseyi üyesi 47 ülkeden birisi olan Türkiye’dir. Başvuru formunun 2. sayfasındaki TUR yazan kutunun işaretlenmesi gerekmektedir. (TUR KUTUCUĞU BOŞ BIRAKILIRSA BAŞVURUNUZ REDDEDİLİR)
 
12-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurularda yargılamanın her aşamasında Mahkeme de başvurucu ve ilgili devlete uyuşmazlığı sona erdirmek üzere anlaşmayı ki, bu çoğunlukla başvurucuya bir miktar para ödenmesi şeklinde olur, teklif eder. Her iki tarafın anlaşmayı kabul etmesi üzerine Mahkemece bir protokol hazırlanır (bu protokol gizlidir ve yayımlanmaz). Neticesinde dava (başvuru) kayıttan düşürülür ve Mahkeme’nin başvuru hakkında karar vermesine yer olmaz. Tarafların anlaşması durumunda Mahkeme yapılan anlaşmanın insan haklarına saygı yükümlülüğüne uygun olup olmadığını denetler. Dostane çözümün koşullarının icrasını ise Bakanlar Komitesi denetler.
 
13-Dostane çözüm görüşmelerinin başarısız olduğu durumlarda, Hükümetin tek taraflı deklarasyon sunma imkanı vardır. İstisnai olarak, sürekli tekrar eden içerikteki davalarda, dostane çözüm prosedürü dışında Hükümet tek taraflı deklarasyon sunabilir. Hükümet’in tek taraflı deklarasyon sunduğu durumlarda, Mahkeme Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden olup olmadığına karar verir. Eğer başvurucu tek taraflı deklarasyonun koşullarını kabul ederse, Mahkeme davayı dostane çözüm prosedürü altında inceler ve kayıttan düşürebilir. Not: 7145 sayılı Kanunla CMK m. 311’e yapılan ek uyarınca başvurunun dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyonla sonuçlanması halinde de ceza davalarında yargılamanın yenilenmesine başvurulması mümkündür.
 
14-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde hükümet dışı kuruluşlar ya da başka bir devlet yargılamaya katılabilir. Hatta Mahkeme Başkanı, başvurucu dışında davada taraf olmayan herhangi bir kişi ya da davalı devlet dışında Sözleşmeye taraf olan herhangi bir devleti, davayla ilgili yazılı görüş sunmaya veya duruşmalara katılmaya davet edebilir. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserinin de davaya katılma hakkı bulunmaktadır.
 
15-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önündeki usul yazılı usuldür, başvurular dosya üzerinden incelenmektedir. Ancak Mahkeme bazı durumlarda duruşma açabilmektedir. Her iki mahkeme için duruşma istisnaidir. Aksi kararlaştırılmadıkça duruşmalar kamuya açıktır.
 
16-Kural olarak bireysel başvurular Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde geliş sırasına göre karara bağlanır. Ancak  Mahkeme, başvuruların konuları itibariyle yaşam hakkı ve işkence yasağı hak ihlali iddiaları gibi önem ve aciliyetini gözeterek bazı dosyalara öncelik tanıyıp incelemeye alabilmektedir.
 
17-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ise şikayete konu olan, yargısal veya başka nitelikteki karar veya işlemlerin örneklerini yani fotokopilerini talep etmektedir.
 
18-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde başvuru formu ya da eksiklik tespit edilmesi durumunda Anayasa Mahkemesinden farklı olarak kesin süre verilmemektedir. İdari ret başvurunun geçersiz sayılmasıdır. İçtüzük m. 47’ye göre aykırılıktan idari ret kararı verilir. Hakkında idari ret kararı verilen başvuru iade edilmez ya da saklanmaz, imha edilir. Mahkemeden gelen ret mektubunda idari reddin sebebi belirtilir. Bununla birlikte, idari ret halinde 6 aylık başvuru süresi işlemeye devam eder. İdari ret 6 aylık süreyi kesmez. İdari ret durumunda yalnızca eksikliğin giderilmesi değil, tüm başvuru formu ve eklerinin yeniden gönderilmesi, sıfırdan başvuru yapılması gerekmektedir.
 
İçtüzük m. 47’nin istisnalarını başvurucunun tutuklu olması, avukatın müvekkiliyle görüşemiyor olması, başvurucunun engelli/yaşlı vb. durumlar ile ilgili belgelere ulaşamama sebebi (mücbir sebep halleri) oluşturur. Bu durumlarda başvurucuya sıfırdan başvuru formu gönderilmektedir.
 
19-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi maddi zarar, manevi zarar ve masraf ve giderlere hükmetmektedir. Mahkeme, ulusal mahkemeler önünde açılan davalarla ilgili yeniden yargılamaya hükmetmez. Aynı şekilde Mahkeme’nin ulusal mahkeme kararlarını iptal etme, değiştirme ya da değiştirerek onama yetkisi yoktur. Ancak Mahkeme tedbirler öngörebilmektedir.
 
20-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ise yargılama giderleri ve masraflar bakımından posta, telefon, fotokopi, tercüme, mahkeme harçları vb. gerekli ve gerçekten yapılmış masraflar ile varsa avukatlık ücretinin belirlendiği bir sözleşme ya da avukatın yaptığı işi gösteren detaylı bir tabloyu dikkate alarak hükmetmektedir. Tek başına avukatlık ücret tarifesinin gönderilmesi masrafların ispat edilmesi için yeterli değildir.
 
21-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde başvurucuya yapılması gereken ödemeler kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içerisinde yapılmaktadır. Ödemede gecikme olması durumunda Avrupa Merkez Bankasının asgari borç verme ve faizine %3 ilave edilerek gecikme faizi uygulanmaktadır.
 
Düşme kararı hangi hallerde verilir?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde başvurudan her aşamada feragat mümkündür. Feragat edilen başvuru hakkında teknik olarak kayıttan düşürülmesine karar verir. Sözleşme m. 37. MADDESİNE GÖRE;
 1.Yargılamanın her aşamasında, Mahkeme aşağıdaki koşulların oluştuğu kanısına varırsa bir başvurunun kayıttan düşürülmesine karar verebilir:
 a) Başvuru sahibi davasını takip etme niyetinde değilse, veya
 b) İhtilaf çözümlenmişse,
 c) Mahkeme’nin saptadığı herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmezse. Ancak, bu Sözleşme ve protokolleri ile güvence altına alınan insan haklarına saygının gerekli kıldığı hallerde, Mahkeme başvuruyu incelemeye devam eder.
2. Mahkeme, koşulların bunu haklı kıldığı kanısına varırsa, bir başvurunun yeniden kayda alınmasını kararlaştırabilir.
 
Tedbir talebi hakkında;

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde ihtiyati tedbir talebinde bulunmak için ilk etapta başvuru formunun doldurulması gerekmemektedir. Düz bir beyaz kağıt ile tedbir talebinde bulunulması mümkündür. Dolayısıyla İhtiyati tedbir içeren başvurular hakkında Kural 47 uygulanmaz. Ancak tedbir talebinin kabulünden ya da reddinden sonra, Mahkeme başvurucuya başvuru formu sunması için süre verir. Başvurucunun verilen süreye uymaması başvurunun kayıttan düşürülmesine neden olabilmektedir.
 
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde ihtiyati tedbir talebi faks ya da posta yoluyla gerçekleştirilmelidir. E-mail yoluyla talep edilen ihtiyati tedbir talebi dikkate alınmamaktadır. İhtiyati tedbir talepli dilekçenin ilk sayfasının en üst ya da görünür yerinde “Rule 39-Urgent” yani Kural 39-Acil ve “Persontocontact:” yani irtibat kişisi yazılı olmalıdır. Talebin gönderildiği gün içerisinde incelenmesi için Fransa yerel saatiyle 16.00’ya kadar talebin Mahkemeye gönderilmiş olması gerekmektedir.
 
Buna karşın ilk etapta form aracılığıyla talep edilecek tedbir talepleri için başvuru formunda ayrı bir bölüm düzenlenmemiştir ancak formun 13. sayfasında “Ek bilgi ve açıklamalar” kısmında adli yardım talebi ve buna ilişkin gerekçeler bildirilebilmektedir.
 
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin resmi sayfasından; www.hudoc.echr.coe.int “hudoc” arama motoru ile mahkemenin kararlarına ulaşılabilir.
 
Mahkemenin adresi;
The Registrar European Court of Human Rights Council of Europe 67075 STRASBOURG
CEDEX FRANCE
 
Kaynaklar;
Avukatlar için Karşılaştırmalı Kabul Edilebilirlik Rehberi AYM-AİHM -Av. Revşan Deniz YILDIRIM ÇOBANOĞLU
kabuledilebilirlik şartlarıhttps://www.echr.coe.int/Documents/COURTalks_Inad_Talk_TUR.PDF
AİHM- kabul edilebilirlik kriterlerini uygulama rehberi