Hürriyet, tarihin kaybolmayan tek değeridir.”
Albert Camus

Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, devletin, bireylerin özgürlüğüne keyfî olarak müdahale etmemesini güvence altına alan temel bir hak olarak bugünün Demokratik toplumlarındaki en çok değer atfedilen haklardandır. Sadece; bugünün hukuk dünyasında 1215 Magna Carta’dan, 1789 Fransız İnsan ve Yurttaş hakları bildirisinde yer bulmuş önemli haklardandır. Kişi özgürlüğü, basit bir tanımlama ile dilediği gibi hareket etme serbestisi demektir. Ki; bir çok temel hakların kullanımı da ancak; kişinin özgür olması ile mümkündür. Bu nedenle Kişi özgürlüğünün kısıtlanması başka bir çok hakkında kullanımını engellediğindiği düşünüldüğünde hakkın önemi daha da belirgin bir hale gelmektedir. Mecelle’nin 9. Maddesinde “sıfat-ı arızada aslolan ademdir (Aslî Niteliğin Varlığı, Arızî Niteliğin Yokluğu Asıldır)” denilmekle bu maddenin doğal sonucu olarak Sıfat-ı Asliye Kaide, Sıfat-ı Arıza ise İstisnadır (Asıl Olan Şey Kuraldır, Arizî Olan Şey ise İstisnadır) Bir şeyin aslî niteliğinin varlığı genel kuraldır; ama aynı şeyin arizî niteliğinin ise varlığı istisnadır. Bugünkü modern pozitif İnsan Hakları hukuku  deyimiyle Özgürlükler asıl olup geniş yorumlanmalı Yasaklamalar ise tali olup dar yorumlanmalıdır. Bu temel yaklaşımı benimseyen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5. Maddesi ve Anayasanın 19. Maddesinde kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı düzenlenmiş olup, hangi hallerde bu hakkın ne şekilde kısıtlanabileceği belirtilmiştir. Anayasamız 19. Maddesi, AİHS’in 5. Maddesine paralel olarak aynı yaklaşımı benimsemiş ve her iki madde de ayrıntılı ve uzun olarak bu hakkın ne şekilde kısıtlanabileceği belirtilmiştir. Aynı zamanda  İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (md. 3 ve 9) ve Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi (BM MSHS) (md. 9) kişi özgürlüğü ve güvenliği  hakkı düzenlenmiştir.
İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) 5’inci maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:
“(1) Herkes kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahiptir. Aşağıdaki haller dışında ve kanunun öngördüğü bir usule uyulmadıkça, hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:
(a) Bir kişinin, yetkili mahkemenin mahkûmiyet kararından sonra kanuna uygun olarak tutulması;
(b) Bir kişinin, mahkemenin kanuna uygun bir kararına uymaması nedeniyle veya kanunun öngördüğü bir yükümlülüğü yerine getirmesini sağlamak için kanuna uygun olarak gözaltına alınması veya tutulması;
(c) Bir kişinin, suç işlediğinden makul şüphe duyulması üzerine veya suç işlemesini engellemek ya da işledikten sonra kaçmasını önlemek için kendisini tutmayı gerektiren makul nedenler bulunması halinde, kanunen yetkili makamların önüne çıkarmak amacıyla kanuna uygun olarak gözaltına alınması veya tutulması;
(d) Bir küçüğün eğitiminin izlenmesi amacıyla kanuna uygun bir kararla tutulması veya kendisini kanunen yetkili makamların önüne çıkarmak amacıyla kanuna uygun olarak tutulması;
(e) Bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek için bunu taşıyanların, akıl hastası, alkolik, uyuşturucu bağımlısı olanların veya serserilerin kanuna uygun olarak tutulması;
(f) Ülkeye izinsiz girmek isteyen bir kişinin girişinin önlenmesi veya hakkında sınırdışı etme veya iade kararı alınan kişinin sınırdışı edilmesi veya iadesi için kanuna uygun olarak gözaltına alınması veya tutulması.
(2) Gözaltına alınan her kişi, gözaltına alınma nedenleri ile kendisine isnat edilen suç hakkında anlayabileceği bir dilde derhal bilgilendirilir.
(3) Bu maddenin birinci fıkrasının c) bendine göre gözaltına alınan veya tutulan bir kişi, derhal bir hâkim veya hukuken yargılama yetkisine sahip diğer bir görevlinin önüne çıkarılır; bu kişi makul bir sürede yargılanma veya yargılama sürerken salıverilme hakkına sahiptir. Salıverme, bu kişinin duruşmada hazır bulunması için güvenceye bağlanabilir.
(4) Gözaltına alınma veya tutulma nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılan bir kişi, tutulmasının kanuniliği hakkında süratle karar verebilecek ve tutulması kanuni değilse salıverilmesine hükmedebilecek bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.
(5) Bu madde hükümlerine aykırı olarak gözaltına alınmaktan veya tutulmaktan mağdur olan herkes, icrası mümkün bir tazminat alma hakkına sahiptir.”
Anayasa’nın 19’uncu maddesi şu şekildedir:
(1) Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir. Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
(2) Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.
(3) Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.
 
(4) Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde yazılı ve bunun hemen mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal, toplu suçlarda en geç hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.
(5) Yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırksekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Kimse, bu süreler geçtikten sonra hâkim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Bu süreler olağanüstü hâl, sıkıyönetim ve savaş hallerinde uzatılabilir.
(6) Kişinin yakalandığı veya tutuklandığı, yakınlarına derhal bildirilir.
(7) Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.
(8) Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.
(9) Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir.”
Maddenin ilk fıkrasındaki Herkes özgürlük ve güvenlik hakkına sahiptir.” ifadesiyle kişinin özgürlüğüne müdahale edilemeyeceği düzenlenmiştir. Takip eden fıkralarda ise yasanın öngördüğü usule uyulması şartı ile istisnalar sınırlı olarak sayılmıştır.
 
Bu istisnalar; yetkili mahkeme tarafından verilen mahkumiyet kararı sonrasında tutulma, mahkeme tarafından verilen bir karara uyulmaması sebebiyle veya yasanın öngördüğü bir yükümlülüğün uygulanması amacıyla yakalanma veya tutulma, suç işlendiğinden bahisle inandırıcı sebeplerin bulunması veya suç işlemesine ya da suçu işledikten sonra kaçmasına engelleme zorunluluğunu haklı gösterecek makul gerekçelerin varlığı halinde yetkili adli merci önüne çıkarılmak üzere yakalanma ve tutulma, küçüğün gözetim altında eğitimi için usulüne uygun olarak verilmiş bir karar gereği veya yetkili merci önüne çıkarılmak üzere tutulması, bulaşıcı hastalıkların yayılmasını engellemek amacıyla, hastalığı yayabilecek kişilerin, akıl hastalarının, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılarının veya serserilerin tutulması ve usulüne aykırı olarak ülke topraklarına girmekten alıkoyma veya hakkında derdest bir sınır dışı ya da iade işleminin olması nedeniyle yakalanma veya tutulmalıdır.
 
Öncelikle; Kişi özgürlüğü ve güvenliği bir temel hak olduğu için, bu temel hakkın muhatabı, kural olarak ve doğal olarak, özgürlükten yoksun bırakma tedbirinin uygulandığı yerdeki devlettir. Devlet, aktarılan maddedeki şartlara aykırı olarak, kişileri özgürlüklerinden yoksun bırakamaz ve özgürlüğünden yoksun bırakılanların haklarını ihlal edemez. Bu devletin Negatif yükümlülüğüdür. Aynı zamanda Devletin dışında, diğer kişiler de bu hakka uymalıdır. Bu konuda da devletin gerçek kişileri, üçüncü kişilerin bu tür ihlallerinden korumak ve eğer ihlal gerçekleşmiş ise bunu etkili şekilde soruşturup, caydırıcı ceza vermek şeklinde de bir yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu, devletin pozitif yükümlülüğüdür.
Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına yönelik müdahale, kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması anında gerçekleşir. Kişi özgürlüğü kavramı, klasik anlamıyla bireylerin fiziksel özgürlüğünü anlatır. Bir görüşe göre bu hakkın koruduğu özgürlük, en genel anlamıyla, bir kişinin bir yerden başka bir yere hareket edebilme özgürlüğüdür. Tanım bu olduğunda, kişinin bu hareket özgürlüğünün elinden alındığı her durum “özgürlükten yoksun bırakma” olarak ifade edilecektir. Bir başka tanıma göre ise özgürlük hakkı; kişilerin, dört tarafı çevrili, sınırları belli, dar bir mekânda, belli bir zaman boyunca, rızası olmaksızın tutulmaya zorlanmamasını güvence altına alan haktır. ( AYM-Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği hakkı-Tolga şirin)
AİHS ve Anayasa’daki düzenlemelerde yer verilen, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının sınırlandırılmasına ilişkin istisnaların çoğu ceza hukukuna ilişkindir ve Ceza Muhakamesi Hukuku’na ilişkin mevzuatımızda yakalama, gözaltı ve tutuklama koşulları ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu maddelerde öngörülen sebepler olmaksızın ve bu usuller izlenmeksizin yakalanan veya tutulan kişi, kişi özgürlüğünün ve güvenliğinin ihlal edildiğinden bahis ile kanunda gösterilen yasal yolları izleyebilir. Toplumsal yaşamımızda olmazsa olmazı olan özgürlük ile otorite arasındaki denge arayışı gerçekten de baktığımızda kişisel özgürlükler, ancak otoritenin kullanım alanının hukuk kuralları ile tespit edildiği ve sınırlandırıldığı durumlarda güvence altına alınabilir. Konunun hem teorik  hem de uygulama boyutu  açısından  çok kapsamlı ve karmaşık olması ve Özellikle, kişisel özgürlüklere karşı otoritenin her daim hak gaspı  gücünü elinde bulundurması kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının en çok ihlal edilen haklardan olmasına sebep olmaktadır. Bu hakkın, hakettiği değerde yaşam bulması, ancak; demokratik hukuk devletinin var olduğu rejimlerde mümkündür.