Seyahat Özgürlüğü

Seyahat özgürlüğü, kişilerin yurt içinde ve yurt dışında eğitim, sağlık, gezi, turizm, dini      ziyaretler ve diğer çeşitle nedenlerle kullandıkları vazgeçilemez ve engellenemez bir temel   insan hakkıdır. Seyahat özgürlüğü, birçok kaynakta ister vatandaş olsun ister yabancı olsun bireylerin yer değiştirme serbestisi olarak vurgulanmıştır. Bir başka deyişle, seyahat özgürlüğü; dolaşım, gidip gelme, yer değiştirme ve yerleşme serbestliği anlamına gelmektedir. Özgürlüğün kapsamına bakılacak olursa hareket etme ya da bulunduğu yerde kalma, alıkonulamama, ikametini seçme gibi farklı olguları da içine almaktadır. Söz konusu bu hak birçok düzenlemede yerleşme özgürlüğü ile birlikte ele alınmıştır.
 
Seyahat özgürlüğü;
-İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 13.maddesinde,
-Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8.maddesinde alt kategori hak olarak,
-AİHS Ek 4 No’lu Protokolünün 2.maddesinde,
-Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 12.maddesinde,
-1982 tarihli Anayasa’nın 23.maddesinde güvence altına alınmıştır.
 
AİHS Ek 4 Nolu Protokolün “serbest dolaşım özgürlüğü” başlıklı 2.maddesi şöyledir:
1. Bir devletin ülkesi içinde usulüne uygun olarak bulunan herkes, orada serbetçe dolaşma ve ikametgahını seçebilme hakkına sahiptir.  
2. Herkes, kendi ülkesi de dahil, herhangi bir ülkeyi terk etmekte serbesttir.
3. Bu haklar, ancak ulusal güvenlik, kamu emniyeti, kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlık ve ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda zorunlu tedbirler olarak ve yasayla öngörülmüş sınırlamalara tabi tutulabilir.
4. Bu maddenin 1. fıkrasında sayılan haklar, belli yerlerde, yasayla konmuş ve demokratik bir toplumda kamu yararının gerektirdiği sınırlamalara tabi tutulabilir.
 
AİHS Ek 4 Nolu Protokol’ün 2.maddesi ile, ülke içinde usulüne uygun bulunan herkes bakımından seyahat hakkı ve yerleşme yerini seçme hürriyeti koruma altına alınmıştır. Madde metnindeki herkes sözcüğü, vatandaşı olduğu gibi başka bir devletin vatandaşı bulunan veya vatansız bulunan yabancıyı da kapsamaktadır. Yabancıların bu hakları kullanabilmeleri, o ülkede hukuka uygun olarak bulunmalarına bağlıdır. Sözleşme, bir yabancıya ülkeye girme veya yerleşme hakkı tanımaktadır. Sözleşmeci devletlerin de yabancının ülkeye girişini, kalmasını ve sınır dışı edilmesini düzenleme yetkisi vardır. Dolayısıyla söz konusu yabancı, hukuka uygun olarak ülkeye giren ve hukuka uygun olarak ülkede bulunan yabancıdır.
Anayasanın “yerleşme ve seyahat hürriyeti” kenar başlıklı 23.maddesi şöyledir:
Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.
Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;
Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;
Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.
Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir.
Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.
 
Seyahat özgürlüğü, yurt içi seyahat özgürlüğü ve uluslararası seyahat özgürlüğü durumlarını güvence altına almaktadır. Yurt içinde gidip gelme, yer değiştirme ve yerleşme durumu yurt içi seyahat özgürlüğü olarak ifade edilebilecekken, söz konusu bu fiil ve eylemlerin uluslar arası olarak gerçekleştirilmesi ise uluslar arası seyahat özgürlüğü olarak ifade edilebilecektir.
Anayasamızda yurt içi seyahat özgürlüğünün öznesi olarak herkes belirtilmiştir. Ancak devlet, taraf olduğu uluslararası düzenlemelere aykırı olmamak suretiyle yabancıların yurt içi dolaşımına belirli şartlarla sınırlandırmalar getirebilir. Nitekim Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile hakkın özüne dokunmayacak şekilde gerekli şartların sağlanması halinde yabancıların dolaşımı ve yerleşmesi hakkında düzenlemeler yapılmıştır.
Seyahat özgürlüğü söz konusu olduğunda, Ek 4 Nolu Protokolün 2.maddesinin uyuşmazlığa uygulanabilmesi için aleyhine şikayette bulunulan devletin bu Protokol’e taraf olması gerekmektedir. Türkiye ise bu Protokole taraf değildir.
Türk hukuku açısından seyahat özgürlüğüne yönelik müdahalelerden en belirgini yurt dışı çıkış yasağı uygulamasıdır. Yurt dışı çıkış yasağı CMK 109’da sayılan adli kontrollerden biridir. Anayasa’nın 23.maddesi uyarınca da, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları açısından herhangi bir suç soruşturması veya kovuşturması nedeniyle ve hakim kararı ile yurt dışı çıkış yasağı uygulanabilmektedir. Özgürlükten yoksun bırakma düzeyine ulaşmayan, hareket serbestisi üzerine kontrol getirilmesi düzeyindeki veya hareket serbestisini tamamen kaldırmayıp sınırlayan müdahaleler kural olarak seyahat özgürlüğü kapsamında ele alınmaktadır. Hareket serbestisinin tamamen kaldırılmaması yönüyle özgürlük ve güvenlik hakkına yönelik bir müdahaleden bahsedilemeyecektir. AİHM, Guzzardi/İtalya ve AYM 20.02.2014, 2012/1051 sayılı kararı ile bu iki hak arasında nitelik veya içerik farkının değil, derece ve yoğunluk farkının olduğu kabul edilmektedir.  Bu nedenle  AİHM, seyahat özgürlüğü ile ilgili müdahalelerde hareket özgürlüğüne yönelik kısıtlama kavramını, konu kişi özgürlüğü olduğunda ise yoksun bırakma kavramını kullanmaktadır. Yani kişinin hareket serbestine yönelik bir kısıtlama seyahat özgürlüğü ile ilgili bir mesele iken; bu, yoksun bırakma düzeyine ulaşan bir yoğunluk kazandığında artık konu kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile ilgili olmaktadır. (Özgürlük ve Güvenlik Hakkı, Dr. Tolga Şirin) Mahkeme bu konuda pasaportuna el konulan ve yurt dışına çıkamayan başvurucunun durumunu incelediği İletmiş/Türkiye kararında şöyle demiştir:
“Seyahat özgürlüğünün, özellikle de sınırların geçilmesinin, kişinin özel yaşamını geliştirme hakkı için esaslı olduğu, özellikle de başvurucu gibi, bir kişinin çeşitli ülkelerde ailevi, meslekî veya ekonomik bağları bulunduğu bir durumda, Devletin, yargılama yetkisi içindeki bir kişiyi bu özgürlüğünden hiçbir neden olmaksızın yoksun bırakması, yükümlülüklerinin ciddi bir ihlalidir. Seyahat özgürlüğünün, Türkiye’nin imzaladığı fakat onaylamadığı 4 no.lu Protokol’ün 2’nci maddesinde güvence altına alınmış olması, aynı olayın, Sözleşme’nin ve protokollerinin birden fazla hükmü ile çelişmesi karşısında ilgisizdir. Mahkeme, bir süre boyunca başvurucunun ülkeyi terk etmesinin yasaklanmasına devam edilmesinin bir toplumsal ihtiyaç baskısına yanıt vermediği ve bu nedenle Sözleşme’nin 8.maddesindeki meşru amaçlar yönünden ölçüsüz olduğu sonucuna ulaşmıştır. Dolayısıyla Sözleşme’nin 8.maddesi ihlal edilmiştir.”
 
 
Mahkeme, Güler Kömürcü/Türkiye Kararında ise bu içtihadının tam tersine, aleyhine başvuru yapılan devletin seyahat özgürlüğünü düzenleyen Ek 4 Nolu Protokol’e taraf olmaması gerekçesiyle başvuruyu kabul edilemez bulmuştur. Mahkeme, söz konusu ihlal iddialarını AİHS’in 8.maddesi içerisinde re’sen inceleyebilecek ise de bu incelemeyi de yapmamıştır.
 Anayasa Mahkemesi ise önüne gelen olaylarda, haklarında CMK 109. maddesi uyarınca yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adlî tedbir uygulanan başvurucuların ihlal iddialarını kategorik olarak ele almakta ve Türkiye’nin seyahat özgürlüğünü güvence altına alan Ek 4 Nolu Protokol’e taraf olmamasından hareketle bu hakkın ortak koruma alanında olmadığı gerekçesiyle konu yönünden yetkisizlik kararı vermektedir. AYM Faris Arslan, Sebahat Tuncel Kararlarında bu hususu şöyle ifade etmektedir:
“Başvurucunun Anayasa’nın 23. maddesinde yer alan seyahat özgürlüğüne ilişkin iddiasının, Anayasa’da yer almakla birlikte Türkiye’nin taraf olmadığı bir Protokole dayandığı anlaşıldığından, başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.”
SINIRLANDIRMA REJİMİ :
Bir temel hak olan seyahat özgürlüğü mutlak bir hak olmayıp, sınırlandırılabilecektir. AİHS’in Ek 4 Nolu Protokolü’nün 2.maddesinin 3. ve 4. fıkralarında seyahat özgürlüğünün sınırlandırılabileceği haller düzenlenmiştir. Maddenin 3.fıkrasından da anlaşılacağı üzere bu hak; ulusal güvenlik, kamu emniyeti, kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlık ve ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda zorunlu tedbirler yoluyla ve yasa ile sınırlandırılabilir. Yine seyahat özgürlüğü hukukumuzda da Anayasa 23.maddede sayılan nedenler ile ve yasa ile sınırlandırılabilecektir.
Seyahat özgürlüğü, bireylerin kendi istekleriyle bir yerden bir yere gitmelerini ülke içinde veya dışında yer değiştirebilmelerini sağlayan devletin dokunmama edimiyle yükümlü olduğu bir özgürlüktür. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi de seyahat özgürlüğüne ilişkin bir mütalaasında seyahat özgürlüğünü; bireyin özgürce gelişimi için vazgeçilmez bir şart olarak tanımlamıştır. AİHS’in orijinal metninde yerleşme ve seyahat özgürlüğü bulunmamaktaydı. Ancak 1968 yılında yürürlüğe giren Ek 4 Nolu protokol uyarınca bu özgürlük AİHS’in koruma alanına dahil edilmiştir. Hangi araçla olursa olsun ulaşılabilir şekilde seyahat etme hürriyeti bu özgürlüğün kapsamı içinde yer almaktadır. Yine, yer değiştirmeme yani negatif seyahat özgürlüğü de bu özgürlüğün kapsamı dâhilindedir. Seyahat özgürlüğü hem uluslararası insan hakları belgelerinde hem de Anayasamızda kişi hakkı olarak tanınmış haklardandır. Kamu gücünün müdahalesine uğramaksızın bir yerden bir yere ister kişisel gelişim için, ister yerleşmek veya kısa süreli bir ziyaret için olsun ulaşabilmeyi, bu yolda istediği aracı kullanabilmeyi kapsayan seyahat hürriyeti temel haklar arasında da sayılmıştır. Ancak hiçbir temel hakkın sınırsız olmaması gibi seyahat özgürlüğü de sınırsız olmayıp, yukarıda açıklanan Anayasamızın ve ulusulararası hukukun getirdiği sınırlama rejimine tabidir.